16 08 2015

Sıcaklar bunaltırken...

Sıcaklar bunaltırken…

Son yılların en yüksek sıcaklıklarının yaşandığı ülkemizde insanlar bunalıyor. Havalar sıcak, nefes alınmıyor adeta. Kimileri denizlere, kimileri yaylara giderek sıcakların etkisini azaltmaya çalışıyor.

Ya sokağa çıkmak, gün boyu görev yapmak zorunda olanlar; nereden kimden geleceği belli olmayan saldırıları önlemeye çalışan polisimiz. Ya dağlarda gezmek zorunda olan gece, gündüz; askerimiz. Yazlık çorabımız ayağımızı terletirken; ayaklarda bot, üstlerde kamuflaj ellerde silah dağ, tepe, bayır gezerken mayına basmadan, pusuya düşmeden. Ya onların aileleri… Hiç düşündünüz mü? Televizyonlara nasıl da korkarak baktıklarını; gazetelerin sayfalarını çevirirken heyecanla, neler hissettiklerini.

Şimdi bir bir şehit haberleri veriyor televizyonlar, bir bir şehit haberleri yazıyor gazeteler. Ardından reklamlar ve ilanlar. Birileri de ellerinde kâğıt kalem, kulakları anketörlerde sonuç izliyor. Ölme ya da öldürme ne kadar reyting yapıyor, oy oranları ne oldu? Kaç şehit ne kadar oy kazandırıyor?

Hani ne oldu barış? Hani nerede huzur? Dağlarında turistlerin piknik yaptığı yerler kan içinde. Parçalanmış insan bedenleri saçılmış yamaçlara. Kimi yerde yatıyor bir Mehmetçik kanlar içinde, başka bir yerde yemiş alnına kurşunu bir çocuk…

Bütün mesele tek başına iktidar olmak ve ardından başkanlık koltuğu mu? Bunun için mi dönüldü en başa, gidildi 20-25 yıl geriye? Bunun için mi akmaya devam edecek kanlar? Kanla huzur, silahla barış olmaz. Atılan her kurşun, akan her damla kan, kin ve nefreti büyütür. Kin ve nefret büyüdükçe atılan kurşun sayısı artar, dökülen kan fazlalaşır.

Bir insanın ihtiraslarına kurban edilmemeli bir toplumun umudu. Bu halk savaş istemedi, istemiyor; bu iradesini her fırsatta ortaya koydu. Sessiz kalınmamalı, seyirci olunmamalı. Tuzaklara düşmemeli, oyunlara gelinmemeli.  Bu ülke bizim, hepimizin. Sıcaklar bunaltırken yüreklerimiz de yanıyor, içimiz içimiz kanıyor.

 

4
0
0
Yorum Yaz