15 03 2011

ÜZÜLMÜŞLER (!)

Ergenekon adlı davada tutuklanan gazeteciler için gerek cumhurbaşkanı gerekse hükümet kanadından yapılan “ üzgünüz” açıklamalarını samimi bulmuyorum. Bu davanın gerek soruşturma, gerekse yargılama sürecinde ortaya atılan iddiaların hiçbiri ne hükümet, nede cumhurbaşkanı tarafından dikkate alınmadı. Araştırmaya hatta düşünmeye değer bulunmadı. Şimdi yargılama ile ilgili bütün dünyanın tepkisi alındıktan sonra “üzgünüz, rahatsızız” gibi açıklamalar yapmak hiç de inandırıcı olmuyor. Üzgünüz, rahatsızız diyen cumhurbaşkanı, meclis başkanı, hükümet kanadı aynı zamanda “yargı sürecini bekleyelim, yargıya müdahalemiz söz konusu olamaz” diyor. Peki, yargılama yapılmasın diyen birileri mi var? Herkesin ortak düşüncesi yargılama yapılsın hatta duruşmaların televizyon kanalları tarafından naklen yayınlanmasını isteyenler bile var. Yargılanma konusuna kimsenin itirazı yok ancak yapılan yargılama adil ve hızlı olmalı ,yargı kararları vicdanları kanatmamalı… Bu davanın soruşturmasını yürüten emniyet mensupları ile ilgili çok ağır iddialar var. Rahatsızsanız, üzgünseniz alırsınız görevden, yeni görevliler atarsınız. Bu davanın savcıları hakkında çok ağır iddialar var rahatsızsanız, üzgünseniz iddiaların araştırılması için soruşturma izni verirsiniz. Soruşturmalar yapılır. Bu davanın hâkimlerinin, savcılarının özel seçildiği iddiaları var. Rahatsızsanız, üzgünseniz ve bu iddialara inanmıyorsanız, toplarsınız HSYK’yı alırsınız o davadan başka bir heyet oluşturursunuz. Böylece sanıkların gerçekten bağımsız mahkemelerde yargılanmış olduklarını, hâkimlere, savcılara göre değil, yasalara ve vicdanlara göre karar veren mahkemeler huzurunda yargılandıklarını bütün dünyaya gösterirsiniz. Üzgünseniz, rahatsızsanız yapmanız gereken bunlardır. Bunlar yapılmadıkça bu davalar üzerindeki iddiaları ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu gün artık neredeyse bütün dünyanın gözü bu davanın üzerinde, bu davanın siyasi olmadığını, soruşturmayı yürüten ve yargılamayı yapan kişilerin özel seçilmediğ... Devamı

15 03 2011

SARKOZY'E KIZMAK...

Ulus olarak kanmaya, kandırılmaya öylesine alışmışız ki; karşımıza gerçekleri söyleyen birisi çıktığı zaman o kişiye tahammül edemiyoruz… Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin yüzümüze karşı “Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği söz konusu olamaz “ demiş olmasını ve bunu her fırsatta, her platformda dile getirmesini toplum olarak hazmedemiyoruz. Oysa ben, Nikolas Sarkozy’e kızma hakkımız olmadığını düşünüyorum. Birçok AB ülkesi gibi lafı evirmeden, çevirmeden açıkça söylüyor; Türklerin AB’ye tam üyeliği mümkün değildir diyor, ekonomik, siyasal, toplumsal gerekçelerini de tek tek açıklıyor. Bu günkü Türkiye’nin demografik yapısını, siyasal oluşumunu, hukuki mali, iktisadi özelliklerini düşündüğünüzde AB’ye tam üyeliğinizin söz konusu olamayacağını bilmeniz gerekir diyor. Ve doğruda söylüyor. Sadece son birkaç ay içerisinde iş kazalarında hayatını kaybeden işçileri, işlenen kadın cinayetlerini, tutuklanan bilim adamlarını, gazetecileri, generalleri, düşünürsek bir de ülkenin demografik ve ekonomik yapısını göz önüne aldığımızda AB’ye tam üyelik beklemenin sadece kendimizi kandırmak olduğunu görebiliriz. Bu gün Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy bu gerçeği yüzümüze vurduğu için kızıyoruz, öfkeleniyoruz. Amaç AB’ye tam üyelik ise; Sarkozy’e kızmak yerine Türkiye’nin ekonomik, siyasal, hukuksal yapısını iktisadi, mali ve ticari özelliklerini AB’ye uygun hale getirebilmek için çaba harcanmalıdır. Bu günkü Türkiye ile AB’ye tam üyeliğin mümkün olmadığını bütün dünya ve başta AB ülkeleri çok iyi bilmektedir. Ancak nedense bütün dünyanın bildiği ve gördüğü bu gerçeği bizler görmemekte ısrar ediyoruz. Bir topluluğa üye olmak istiyorsanız o topluluğun koşullarına uymak zorundasınız. Oyunun kuralı bu… Koşullara uymayan birliğe alınmaz. Hiç kimsenin umut tacirliği yapmaya hakkı yoktur. Birliğe bunca yıldır kabul edilmeyişimizin nedenlerini başkalarında aramak yerine kendi durumumuzu sorgulamamız gerekir… Olması gereken budur… ... Devamı

15 03 2011

İNANMIYORUM...

Bir ülkenin başbakanı yürütülen soruşturmalar, açılan davalar hakkında yorum yaparak kanaat bildirirse, o yargılamanın bağımsız ve adil olduğuna inanabilir misiniz? Bir davanın görüldüğü mahkeme heyeti ile davanın soruşturmasını yürüten savcıları, emniyet görevlileri hakkında onlarca şikâyet varsa ve bakanlık bu şikâyetleri dikkate almadan söz konusu davanın aynı savcılar, aynı emniyet mensupları ve aynı mahkeme heyeti ile yürütülmesine olanak tanıyorsa o yargılamanın bağımsız ve adil olduğuna inanabilir misiniz? Devletin resmi kurumlarının (istihbarat birimleri) “kayıtlarımızda böyle bir örgüt yer almamaktadır, herhangi bir faaliyetine rastlanmamıştır” açıklamasına rağmen başbakanın savcısı olduğunu ilan ettiği bir davanın sanıkları, başbakan tarafından defalarca suçlu ilan edilirse, yargılamanın bağımsız ve adil olacağına inanabilir misiniz? Giderek şaibeleri artan bir davada ordu komutanlarının, gazetecilerin emekli ve muvazzaf subayların hukuki dayanaktan yoksun şekilde tutuklanmalarına vicdanen sessiz kalabilir misiniz? Davaların geldiği nokta ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu da isyan ettirdi. Kılıçdaroğlu “Nerede bu örgüt, söyleyin yerini, bende üye olayım” diyerek tepkisini ortaya koydu. Başbakan anında cevap verdi “bunlar önce çetelerin avukatlığını yapıyorlardı şimdi üye olmak istiyorlar. Ergenekon’u arıyorsan Maraş’ta, Sivas’ta, Tunceli’de, Taksim Alanında git oralara bulursun” dedi. Şimdi bu sözlerden sonra hala bu yargılamaların bağımsız ve adil olduğuna, olacağına inanabilir misiniz? Başbakan Tayyip Erdoğan devletin resmi güvenlik kurumlarında herhangi bir faaliyetine rastlanmayan, var olduğuna dair hiçbir kayda ulaşılamayan örgüte ,üye olmak suçundan yargılanan insanları on binlerce insanın katili olmakla suçladı. Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir şey? Bir başbakan devam eden bir davanın sanıkları ile ilgili açıklama yapıyorsa orada yargı bağımsızlığından ve adil yargılamadan söz edilemez. Bu sözlerden sonra başbakanın “bağ... Devamı

15 03 2011

ZİHNİYETE BAKAR MISINIZ?

Bunu yapan çocuk olsa kulağını kıvırır “adam ol” diye çıkışırız. Olmadı ensesine bir tokat atarız. Ama bunu yapan bir belediye başkanı olursa, üstelik Ankara gibi bir başkentin belediye başkanı olursa ne yapılır bilemiyorum. Melih Gökçek ağzında sakız ile Nicolas Sarkozy’i karşılamış ve yolcu ederken de yine aynı şekilde sakız çiğnemiş. Sonrada kameralara dönerek gururla “misilleme yaptım” demiş… Fransa Cumhurbaşkanı ne yapmış ya da yapmamış bilmiyorum ve beni ilgilendirmiyor. Ancak benim ülkemin belediye başkanının yaptıkları ya da yapmadıkları beni ilgilendiriyor. Melih Gökçek her ne kadar Ankara AKP Belediye Başkanı olsa da, yaptıkları ya da yapmadıkları öncelikle Ankara halkını ilgilendirir ve dolayısıyla tüm toplumu. Kendi partisi Melih Gökçek’in bu uygunsuz tavrına nasıl bir tepki verir bilmiyorum ama bence Melih Gökçek tüm Ankaralılardan sonrada bütün toplumdan özür dilemelidir. Böyle bir davranışın gerekçesi olamaz. Bizim geleneklerimizde bu tür davranışın izahı yoktur. Bizim toplumumuzda çocuklara ilk öğretilen” sen ona uyma” sözü olur ve ilave edilir herkes kendi terbiyesinden, ahlakından ve namusundan sorumludur. Onun yaptığı kendi ahlak ve terbiye anlayışını sergiler. Senin yaptığında senin terbiye ve ahlak anlayışını… Yakışmadı Ankara gibi bir kentin belediye başkanına yakışmadı… Ne dersiniz haksızmıyım? Devamı

15 03 2011

ÜZÜLMÜŞLER (!)

  Ergenekon adlı davada tutuklanan gazeteciler için gerek cumhurbaşkanı gerekse hükümet kanadından yapılan “ üzgünüz” açıklamalarını samimi bulmuyorum. Bu davanın gerek soruşturma, gerekse yargılama sürecinde ortaya atılan iddiaların hiçbiri ne hükümet, nede cumhurbaşkanı tarafından dikkate alınmadı. Araştırmaya hatta düşünmeye değer bulunmadı. Şimdi yargılama ile ilgili bütün dünyanın tepkisi alındıktan sonra  “üzgünüz, rahatsızız” gibi açıklamalar yapmak  hiç de  inandırıcı olmuyor. Üzgünüz, rahatsızız diyen cumhurbaşkanı, meclis başkanı, hükümet kanadı aynı zamanda “yargı sürecini bekleyelim, yargıya müdahalemiz söz konusu olamaz” diyor. Peki, yargılama yapılmasın diyen birileri mi var? Herkesin ortak düşüncesi yargılama yapılsın hatta duruşmaların televizyon kanalları tarafından naklen yayınlanmasını isteyenler bile var. Yargılanma konusuna kimsenin itirazı yok ancak yapılan yargılama adil ve hızlı olmalı ,yargı kararları vicdanları kanatmamalı… Bu davanın soruşturmasını yürüten emniyet mensupları ile ilgili çok ağır iddialar var. Rahatsızsanız, üzgünseniz alırsınız görevden, yeni görevliler atarsınız. Bu davanın savcıları hakkında çok ağır iddialar var rahatsızsanız, üzgünseniz iddiaların araştırılması için soruşturma izni verirsiniz. Soruşturmalar yapılır. Bu davanın hâkimlerinin, savcılarının özel seçildiği iddiaları var. Rahatsızsanız, üzgünseniz ve bu iddialara inanmıyorsanız, toplarsınız HSYK’yı alırsınız o davadan başka bir heyet oluşturursunuz. Böylece sanıkların gerçekten bağımsız mahkemelerde yargılanmış olduklarını, hâkimlere, savcılara göre değil, yasalara ve vicdanlara göre karar vere... Devamı